7 May 2017

Bir Medyumun Sırları

TECRÜBELİ BİR MEDYUMUN SIRLARI

Otomatik olarak yazmak için ne transa geçmek ne de, kelimenin 
günlük dilde kullanılan anlamıyla “medyum” olmak gerekir.
Yine de belli bir ayrılık oluşmaktadır. Anlık olarak, çevrenizi saranlardan kopmanız hatta bunu bilinçsizce yapmanız anlamına gelir. “Düşünceleri arasında kaybolmuş” bir insanı ele alırsak, bu insan gerçek anlamda ayrılmamıştır ve trans halindeki medyumdan veya hipnotize olmuş insandan farklı olarak birleştirebilir.

Yani sıradan bir kelimeyle ya da bir köpeğin havlamasını 
kapının zilini duymasıyla çevresini saran gerçeğe ge­ri getirilebilir.

Otomatik yazıda ilk gerçekleştirilecek adını bu hafif ayrılmanın 
sağlanmasıdır. Bazıları bunu yalnızca düşünme yoluyla başarırken bazıları da bir nesne; kalem, yüzük, bardak vs.., üzerinde ve kendilerini gevşemiş, uykulu hissedinceye kadar dikkatlerini yoğunlaştırarak başarabilmektedirler.

Bazıları için de 
gerekli ayrılma, yarı uyanık oldukları, akşamın geç ya da sabahın erken saatlerinde olmaktadır.
Bu ayrılığa ulaştığınız ve gevşediğiniz zaman zihinsel yetilerinizin yavaşlama yerine gerçekten hızlandığını göreceksiniz.

Düşünceler, deyimler, kelimeler, cümleler kafanızdan geçecek

ve siz küçük bir gayret sarfederek onları kâğıt üzerine yazabileceksiniz.
Kelimelerin alışılmadık şekilde dalga dalga gelmesi sizi
bütünüyle uyandıracak, tedirgin ve sinirli yapacak kadar yoracaktır.
Zihninize üşüşen sözcükleri elinizden geldiğince yazdıktan sonra ya tümüyle uyanmış ya da iyice uykuya dalmış olacaksı­nız. Bunun önemi yoktur.

Düşünce akışınızın ancak bir bölü­
münü yazmış olsanız bile ilginç bir doküman elde etmiş olacaksınız,
Kuşkusuz bunu yorumlamak için bir yardıma ihtiyacınız olacak ve muhtemelen büyük bir bölümü saçmalıklardan olu­şacaktır.
Deneyenlerin çoğu gibi fikir saçmalıkları arasında olacaksınız 
ama cümlelerin bir anlamları olacaktır; bazı psişik araş­tırmalara göre bu saçmalıkların sîzin zihniniz taraflından değil» sizinle

ilişki kurmak için gevşeme ve alıcı halinizden yararlanan 
başka bir insanın zihni tarafından da tasarlanmış olabilir. Ölümsüzlük; Bilimsel Bir Açıklık” adlı kitabında Alsonj.Smith bu yöntemin bir tanımını yapmaktadır Sabah saat 5’ti,yatmıştım, kaldırımlara konan süt bidonlarının gürültüsüyle uyandım.

Gözlerim yarı kapalıydı ama kafam 
rüzgâr değirmeni gibi çalışıyordu.
Belli belirsiz kavuniçi 
renkli bir ışığın bilincindeydim ama henüz şafak sökmemişti...Sözler, deyimler, cümleler beynime üşüştü ve “bir şey” bunları
kâğıda dökmemi söyledi.

Büyük bir irade gücüyle, gece masamın üstünden bir kâğıt 
kalem alabilmek için elime hakim olabildim. İstemeye istemeye neredeyse acıyla geçit yapan sözcüklerden bazılarını yakaladım ve karanlıkta yazmaya başladım.
Yaklaşık beş dakika boyunca 
yazdım. Sonra bütünüyle uyandım ve şafağın ilk gri hamleleriyle birlikte odamdaki eşyaların belli belirsiz silüetlerini seç­meye başladım. Yazmak için gösterdiğim çabadan sonra elim ağrıyordu ama bir kez bütünüyle uyandıktan sonra yazı yazdı­ğımı hayal meyal hatırladım.

Bütün bu dönem, belleğimin derinliklerine

kaçmıştı ama beceriksizce yapılan karalamalar kâ­ğıt üzerinde duruyordu.

İşte söyledikleri buydu:

“Yapmalıydınız ama değil biliyorsunuz bu gitmek gitmek de­ğildir.”
Gecenin olmadığı yerde şimdi de burada ne de sabahtır kış­tır. ama okul siz onu hiç istemiyordunuz ve tırnağınız ağrıyordu.

Satıcı gibi hatırlayın ve cetvel, oynamak için para sevmiyordunuz

Sylvia’ydı ve yumuşak bilet ama size yolladım yolladım ağlıyordunuz ve bütün oyunlar birinci kez korkunçtu. New Street’teki kardeş ve köpek büyük köpek tüylerini kesiyordunuz küçük kartonlar iyi orta kötü ateşteki sarışın çocuk.
Ve yemekte her zaman yoğunlaştırılmış süt tahıl bahçede leylak ama sizi gönderdim.

Bir satıcı bir satıcı bir ayak ve George George Street bir çe­
şit ve sizi gönderdim hatırlayınız tırnağınız ağrıyordu daha iyi olacak dedim sizi yaya gönderdim ve George çok daha fazlası da vardı ama yazılı metnin benim için bir anlam taşıyan tek parçası buydu. Küçük bir çocukken Connecticut’daki

Danbury de,George-Street caddesinde “Miss Foote’s

School”, adlı özel bir okula gidiyordum. Bu okulda düş ürünü para ve eşyalarla bakkalcılık oynardık ve aziz Valentin gününde Sylvia adlı küçük bir kız bana tatlı bir bilet getirdi. Her zaman anneme “tırnağımın ağrıdığını” bahane ederek okula gitmemeye çalışırdım ama o ağrının geçeceğini söyleyerek ne olursa

olsun beni okula gönderirdi. Her gün okuldan dönerken tek 
bir sözcük; iyi, orta ya da kötü yazılı küçük kartonlar alırdık.

Kahvaltı etmek için eve geldiğimde genellikle kakaolu konsantre 
süt ve tahıl verilirdi. Kız kardeşim New Street kolejine gidiyordu ve bundan nefret ediyordu çünkü kocaman bir köpeğin bulunduğu büyük bir bahçeden geçmek zorundaydı”.

Gerçekten, kendini göstermeye çalışan bay Smith’in uzun 
zaman önce ölmüş olan annesi miydi? Kimse bundan emin olamadı.

Ama otomatik yazı böyle olmaktadır ve sizde bu şekilde 
kendi durumlarınızı kendi psişik duyarlılığınızı deneyebilirsiniz

Görünmez Dünyayı Aydınlatan Spirituel Fener

Featured Post

Bahar Candan Dondurma Gibisin--HD--