Hz. Mevlana'nın ayrılık acısının büyüklüğünü kainata haykırdığı eser. Öyle bir acı ki; eğer gökyüzü bilse ağlar, cellat bilse yüreği sızlar, düğün gecesi bile yas tutardı. "Ağıt", gidenin ardından dünyanın altüst oluşunu anlatır.
AĞIT
Göz gamın ne olduğunu bilseydi,
Gökyüzü bu ayrılığı çekseydi,
Padişah bu acıyı duysaydı;
Göz gece demez gündüz demez ağlardı.
Gökler yıldızlarla, güneşle, ayla;
Gece demez gündüz demez ağlardı.
Padişah bakardı ününe, tacına, tahtına, kemerine;
Gece demez gündüz demez ağlardı.
Gül bahçesi güzün geleceğini duysaydı,
Uçan kuş avlanacağını bilseydi,
Gerdek gecesi bu özlemi görseydi;
Gül bahçesi hem güle hem dala ağlardı.
Uçan kuş uçmaktan vazgeçer ağlardı.
Gerdek gecesi öpüşmeye, sarılmaya ağlardı.
Zaloğlu (Rüstem) bu zulmü görseydi,
Ecel bu çığlığı duysaydı,
Celladın yüreği olsaydı;
Zaloğlu savaşa, yiğitliğe ağlardı.
Ecel bakardı kendine, ağlardı.
Cellât, yüreği taş olsa, ağlardı.
Kumru, başına geleceği duysaydı,
Tabut, içine gireni bilseydi,
Hayvanlarda bir parça akıl olsaydı;
Kumru selviden ayrılır ağlardı.
Tabut omuzda giderken ağlardı.
Öküzler, beygirler, kediler ağlardı.
Ölüm acılarını gördü tatlı can,
Koyuldu işte böyle ağlamaya.
Olanlar oldu, gitti dostum benim.
Şu dünya bir altüst olsa, ağlasa yeri var.
Öylesine topraklar altında kalmışım...
— Mevlana Celaleddin Rumi
![]() |
| Mevlana: Gitti dostum benim, şu dünya altüst olsa yeridir |
